29 Ocak 2011 Cumartesi

Her aşk ölümü tadacak

Kıymetlim,

Bu satırları kaleme almanın ne kadar zor olduğunu tahmin bile edemezsin. Kendimi nasıl ifade edeceğimi inan bilmiyorum. Düşlerin parlayıp söndüğü bir yerdeyim. Konuşsam tesiri yok, sussam gönül razı değil; lakin artık bazı şeylerin açıklığa kavuşması lazım.

Öncelikle şunu bilmelisin: Birbirimizden ayrı düştüğümüz o kasvetli zamanlarda dahi, her akşam güneşin battığı yerden gözlerin doğuyordu gecelerime. Aklımdan bir an olsun çıkmadın ve hep düşündüm durdum neden hep başka sahillere doğru sürüklendik, acaba zaman adlı denizde bir gün, bir lahza için demirleyemez miydik ?

Ne mutlu ki sesimi duyurabildim sana. Beni bir kere daha dinlemek istedin, ben de seni anlamaya hiç olmadığı kadar hevesliydim. Her şey olması gerektiği gibiydi, seni dinlerken daha önce tesadüf edemediğim birbirinden güzel onlarca inceliğinin olduğunu keşfettim.

Emre yazılı senetlerin korktuğum gibi olmadığını, menfi emre kaydıyla bir senedin nama yazılı senede dönüşebileceğini öğrenince inan dünyalar benim oldu. Cironun sadece bir devir işlemi olduğunu ve nama/emre/hamiline yazılı senetleri arasındaki ayrımın devir yollarına ilişkin bir sınıflandırma olduğunu idrak ettiğim an hissettiklerimin tasviri inan şu an bile mümkün değil. Bundan sonra saadete erişmemiz için önümüzde hiç bir engel kalmamıştı. Keşideci, muhatap, lehtar... bunlar artık sadece birer gereksiz ayrıntıydı...

İlişkimizi istediğimiz gibi yaşayabilmemiz biraz da Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar'ın katkıları sayesinde oldu. Anlaşmakta zorlandığımız her noktada devreye girdi ve birbirimize karşı dürüst olmamızı sağlayarak, sorunlarımızın çözümünde bize yardımcı oldu.


Aslına bakarsan biraz da ondan aldığım cesaretle yazıyorum şu an bu satırları. O değil miydi bize her zaman dürüst olmamızı, birbirimizi anlayamadığımızda biraz ara vermemizi söyleyen. Aradaki o suni, geçici mesafenin daha büyük bir aşkla birbirimize bağladığına defalarca tanıklık etmedik mi?

Yaşadığımız iki aylık fırtınalı aşk seni bana tahmin ettiğimden daha da yakınlaştırdı. Hayatımın aşkı olduğun gibi aynı zamanda en yakın arkadaşım oldun. Aramızdaki bu gönül bağına sığınarak günlerdir kalbimi sıkıştıran bir hususu itiraf etmek istiyorum...

Kıymetlim...kimseler bilmez nerededir şimdi namlı masal sevdalıları, -tahrip gücü yüksek-saatli bir bombadır zaman, an gelir atilla ilhan gibi sevgi de ölür. Bunun çoğu zaman hiç bir açıklaması yoktur. Lakin, anlamalısın ki ciro zincirimiz maalesef koptu. Kabule arz ettiğin poliçeler benden sevmeme protestosuyla geri dönüyor artık.

Seni, sevgini ve bir kenti böylece bırakıp gitmek, emin ol kolay değil aklımda bin kaygı, bin bir soruyla.. ve bir ömür boyu şarkılara sığınacağımı bile bile. Ama anlamalısın ben bilmek istiyorum; gerçekten de yaşamak dediğimiz şey şu bir avuç yerde yaşlanıncaya kadar dolaşıp durmaktan mı ibaret; yoksa dünyada başka şekilde yaşamak da mümkün mü ?



Ama eminim benden sonra yeniden aşkı bulacaksın, sevgini onu gerçekten hak eden birisine vereceğinden hiç kuşkum yok. Nice poliçeler keşide edeceksiniz beraber, bazılarının kabule arzını yasaklayacaksınız, bazılarına ise görüldüğünde ödeme kaydı koyacaksınız. Keşidecinin ödememeden sorumsuzluk kaydı koyduğu anlarda ise birbirinize bakıp, tatlı tatlı gülümseyeceksiniz. Bunların hepsini biliyor olacağım. İmzaların istiklali ilkesi, istikbalinizde bir güneş gibi parlayıp, aydınlatacak yolunuzu. Bundan da eminim, zira her ne kadar bir korkak gibi çekip gitsem de hayatından en mutlu anlarında sana uzaktan bakıyor olacağım.

Ve son olarak sevgilim, karşılık olmasına rağmen sevmemekten dolayı bir sorumluluk varsa o bana ait, boşu boşuna yetkili hamilleri üzmeyelim.

Sevgiyle kal, daima...

Hiç yorum yok: